Şimdi elinizde ne varsa bırakın, tv de kutsal damacanayı izleyin.Kesmediyse yanında çok film hareketleri de veriyoruz.

Anonymous asked: İzmir'demi yaşıyorsun? Bir İstanbul kokusu aldım da..

Izmit’liyim, Istanbul’da yaşıyorum, Izmir’de okul bitirmeye çalışıyorum.

O koku ondan gelmiştir öyle.

Havalar da iyi

İzmir’de havalar güzel gidiyor, en azından benim için.Çok mühim ütü işlerimi bitirdikten sonra yarım kalan resmi tamamladım.Tom Hanks’in benim en sevdiğim aktör olduğunu kimse bilmiyor düşünebiliyor musun?

(Reblogged from alpmangunes)
Played 0 times
[Flash 9 is required to listen to audio.]

Tinderstick dinleyip ağlayabilen yegane insan benim sanırım.

Sunday

Babamı özledim, şu çok anlamlı bayram gününde “işi bitince seni arar” diyen annemin bana verdiği umutla 2 saat bekledikten sonra bu kanaate vardım. Evet onu gercekten özledim.

Bayramla alakam yok, az sonra bir sepet dolusu yıkanmış giysi ütüleyecegim.Sonrasında gedikli derslerim üzerine eğilecegim, eğildim mi 3 gün doğrulamam artık.

Tumblr’da tam 6 tane takipçim var artık, ne mutlu bana.

Biraz kitap okuyun dedeler, çok şey kaçırıyorsunuz…

Galatasarayın maçı fantastikmiş, ben bile “ah be abi, yuh be abi” diyerek izlediysem, bu ülkede bazı şeyleri değiştirmek için hala şansımız var demektir.

Sabah 5’te yatıp 9.30’ da uyanabiliyorsam ve bunu dinç bir halde gerçekleştiriyorsam ruhsal bunalım denen şey artık benden çok uzaklarda demektir. Ha yarın sabah ne olacağı konusunda bir kehanetim yok tabi, belki bir daha uyanmam.Ya da belki bundan sonra hiç uyumam.

Son olarak, yakında iş güç sahibi bir insan olma olasılığım çok yüksek ihtimal buradan bakınca.Oradan nasıl görünüyor hiçbir fikrim yok.Çift taraflı bant gibiyim bu günlerde, fonksiyonel ve gizlenilebilir.

Benim anlatacaklarım bunlar, senden naber?

kader

Seninle benim aramdaki fark, senin hayatı çevrende gördüklerin üzerine planlaman, benimse hayatı kendi sahnem olarak algılamam üzerine kurgulanmış. Sen etkilendiklerinle yaşıyorsun, ben ise heran ne olacağını kestirmeden, olduğu gibi, içimden geldiği gibi yaşıyorum…kendi yazdığım senaryoyu iyi-kötü oynuyorum.

Benim duygularım senin aksine gelgitli değil,mesela bir kez aşık olunca etkisi geçene kadar pasif bir şekilde yasını tutuyorum. Aşık olduğum her ne ise onu incitmeden, canını sıkmadan, canımın yandığı anlarda ona ulaşıp, yaklaşabildiğim kadarıyla avunup, sonra kabuğuma çekiliyorum.

Şu saatte bunların hiçbir önemi olmadığı gibi, bunları hiçbir zaman okumayacağını bilmenin rahatlığıyla, kendime, kendi içimi döküyorum. Fakat şuna eminim ki, bir “doğru” var ise, ilişkinin seviyesi hangi boyutta olursa olsun, sana özverili davranan tarafın, sadece sana olan hassasiyeti hatırına dahi olsa, arkanı dönüp gitmeden önce bunu o kişiye elinden gelebilecek en mantıklı ve usturuplu yolla açıklaman gerektiğidir. Her filmin farklı bir anlatım dili olduğu gibi, yaşayan her insanın da kendine özgü bir anlama ve anlatım dili vardır.

Ki zaten, başkasının o anda oynamak zorunda olduğu kendi senaryosunu, sen müdahele edip, bozamazsın,değiştiremezsin, kendi yazdığın replikleri ekleyemezsin, istesen de okumaz onları o, senin yarattığın karakteri oynayamaz, kader diye birşey varsa, işte bu tanıma cuk oturuyor, hiç öyle mistisizmi araya karıştırmaya gerek yok. 

Seninle aramdaki asıl ve en mühim fark senden çok daha fazla maddiyata önem verdiğim halde, seni tüm bu kapitalizmin çizdiği mantık çerçevesinin dışında tutmam, sadece ruhsal bir tatmin beklentisi içinde olmamdı.Ve sen, parayla pulla hiç derdin olmamasına rağmen, içinde bulunduğun durumun seni haklı bir magdur gibi göstermesine göz yumdun, kapitalizme lanet okudun ve gittin.

Diyebilmeyi çok isterdim ama kıytırık bir leoparlı tayta gittin sen, bunu ikimizde biliyoruz.

beni izleyin anacığım.

Bugün tumblr yazarlığımın 2. günü.Henüz bir takipçim yok. Takip listelerinden kullanıcı araklayarak bloggerlık kariyerimde hızlı bir yükseliş yaşamayı planlıyorum. Tumblr enteresan bir dünya, ne çok Türk kardeşimiz varmış kullanan. Ben kullanmazdım.Yeni başladım.Reblog yapmayacagım ihtiyaç olmadıkça.Ne diyorduk? Türdeşleşmeyelim.

Mr Spock gibi kulaklarım olsaydı eminim erkeklerin daha çok dikkatini çekerdim.Orta ve işaret parmagımla, yüzük ve serçe parmağım arasında boşluk bırakabilme yeteneğim bile bu gerçegi değiştirmeyecek, biliyorum. Çünkü benden hep bir fazlası olacak. Ben hep akıllı, uslu kedi olacağım, onlar hep panterlere, kaplanlara koşacaklar.

Ama hep bir umut var değil mi?

Bir de yarın pazarmış, iki gündür yarın pazar diye dolanıyorum.Haftanın gün sayılarını azalttım.Artık cumartesi yok.O kadar.

Neymiş??

bi türdeşleşmeyin iki dakka ya!


Neymiş efenim, herkesin kendine göre “haklı” sebepleri varmış, insanlar kendi “haklı” sebepleri nedeniyle diğerlerini yok saymayı kendine “hak” sayabiliyormuş.Yoo hayır dramaqueenlik yaptığımi düşünmuyorum, zaten yapsam yapmış olmak için yapardım sırf. Kendiciliksizliğin tezini yazacağım. Sigur Ros’dan nefret ediyorum. Fince kursu gerçekten yokmuş.


Duyduğuma göre yarın “pazar” mış.En sevdigim gün.”Sunday” de deniyor bazen.Içinde sun kelimesinin geçmesi yeterli onu sevmem için. Yarın herkes bayramlaşacak, ben salyangoz satmaya gidecegim. Bu ara işler kesat.


Bence architecture in helsinki ya da gus gus dinlemeyin.Ajda Pekkan dinleyin.

Saygılar